Talha Bin Ubeydullah (R.A)

“BÜYÜK ADAMLAR BÜYÜK ÇİLELER ÇEKMİŞLERKİ, MÜSLÜMANLAR İMANLARINDAN DOLAYI KÜÇÜK ENGELLERLE KARŞILAŞTIKLARI ZAMAN, DÜNYADA NEDEN BUNLAR BAŞIMIZA GELİYOR DİYE ASİ OLMASINLAR BÜYÜK ADAMLARA BAKSINLAR.”

Bu haftaki misafirimiz İslam’ın büyük adamlarından, büyük kahramanlarından bizlere zor zamanlarımızda, zor sınavlarımızda önder olacak, rehber olacak, yoldaş olacak büyük bir dava adamı: Talha bin Ubeydullah…

Talha bin Ubeydullah (ra) Allah Resul’unün muazzez ellerinde yetişmiş, O’nun terbiyesiyle terbiyelenmiş ilk Müslümanlardandır. Sahabenin ileri gelenlerinden ve Aşere-i Mübeşşere’dendir. Hz. Ebu Bekir’in dalaletiyle Müslüman olmuştur. Cesareti, kahramanlığı ve cömertliğiyle İslam’a çok büyük hizmetlerde bulunmuş, Allah ve Resul’ ünün sayısız iltifatlarına mazhar olmuştur.

Hz. Talha (ra) İslam’la tanışmadan önce, ticaretle uğraşırdı, sık sık seyahatler yapardı. İslam’iyetle tanışmasına bu seyahatlerden birinde yaşadığı olay etkili oldu. Ticaret maksadıyla gittikleri Busra’da Mekke’den birilerini arayan ve kendisiyle karşılaşan bir Hıristiyan rahiple görüştü. Rahip: “Ahmet zuhur ettimi?” diye sorunca, ” Ahmet kimdir?” diye karşılık verdi. Rahip: “Abdullah bin Abdulmuttalib’in oğludur. O, peygamberlerin sonuncusudur. Mekke O’nun peygamberliğini ilan edeceği yerdir. Sonra oradan hicret edecektir.” diye cevabladı.

Bu sözlerin etkisinde kalan Talha Mekke’ye döner dönmez, herhangi bir olayın olup olmadığını sordu. Abdullah’ın oglu peygamberlik iddiasında bulundu dediler. Peygamberliğin ilan edildiğini öğrenince büyük bir sevinçle Hz. Ebubekir’in yanına koştu. Duyduklarını onada sordu, doğru olduğu cevabını alınca kendisini Peygamber Efendimizin yanına götürmesini istedi. Peygamber Efendimizin huzurunda kelim-i şehadet getirerek Müslüman oldu.

Müslüman olduktan sonra, en yakın akrabaları ve Mekke’li müşrikler tarafından çok işkencelere maruz kaldı. Evine habsedildi, aç ve susuz bırakıldı. Namaz kılacağı zaman çektiği çileler, ızdırablar dayanılabilir cinsten değildi. Hz. Mes’ud bin Hıraş gördüğü bir hadiseyi şöyle nakleder. Safa ve Merve arasında dolaşırken, elleri boynuna bağlı ve kalabalık bir grub tarafından takib edilen, bir delikanlı gördüm. Oradakilere sordum.
– Bu kimdir, hangi suçu işledi de böyle bagladınız.
– Bu Talha. Atalarının yolundan sabtı dediler.
– Ya şu kadın kim?
– Onun annesi Sa’ba binti Hadrami’dir.
Hz. Talha bütün bu akıl almaz sıkıntılara göğüs geriyor:
– “Beni öldürseniz de dinimden asla dönmem.” diye karşılık veriyordu.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) Hz. Ebu Bekir (r.a) ile Medine’ye hicret buyurduğu zaman, Hz. Talha (r.a) ticaret için Şam’a gitmiş dönerken Medine’ye ugramıştı. Peygamber Efendimizin orada olduğunu öğrenince kervandaki mallardan vazgeçip  Medine’de kaldı ve bambaşka bir hayata başladı.

Güzel bir söz:
“Sen Allah’ın dinini kendine dert olarak edinki, Allah’ta senin özel dertlerini satın alsın.”

413 total views, 1 views today

Bir cevap yazın