3 Tekerlekli Bisiklet

Daha ilkokula başlamadan önce en büyük hayallerimden biri de bugün ATV diye adlandırılan elektrikli araçların bir benzerine sahip olmaktı. O zamanlar çocuk aklımla petrol ve türevleri ile çalışan bir aracım olsa ona yakıt parası yetiştiremem korkusu ile hayallerimi hep elektrikli araç süslerdi. O dönemde böyle bir şey icat edilmediği için üç tekerlekli bisiklet hayali ile avunmak zorundaydım. Ama ne yazık ki o da yoktu. Köyden kente kamyon ile insan ve köylülerimizin ürettiği ürünlerin taşımacılığını yapan babamdan en büyük isteğim bana bir üç tekerlekli bisiklet alması idi. O zamanlar ehliyetler şimdi kullandığımızı küçük cep ajandalarına benzerdi. Babam da benim ısrarlı taleplerimi savuşturmak için ehliyetini çıkarır, bak buraya yazdım: ’’Yarın Halil’e pisiklet al , artık unutmam’’ derdi. Ama her defasında da beni unuttum diye atlatmayı başarırdı.

Hemen hemen her gün sözünü aldığım bisikletim gelecek diye sabahtan köyün girişinde beklemeye başlar, arkadaşlarımı da o gün bisikletimin geleceğine ikna eder, benimle ‘’nöbete’’ yazardım. Çocukluk tabii, bir süre sonra beklemekten yorulur, konuyu unutur, kendimize başka oyunlar kurar akşamı ederdik.

Bir gün babamın kamyonu Adana’dan gelip köyün meydanındaki her zamanki yerine park etti. Arka kapağı açılmadan bir bisiklet kamyon kasasından aşağı doğru atıldı. Yere düşen yep yeni bisikletin çıkardığım ses içimi acıttı! O güzelim bisiklet öyle yere nasıl atılır diye kızarak koştum ama bisiklet bana ait değildi. Köyde başka bir arkadaşımın babası onu oğlu için almıştı. Oysa her gün hayallerini kurup, bisikletini bekleyen bendim.

Bisikletin geldiği o gün tüm köy çocukları bisiklet sahibinin evinin önünde toplandık. Yalvarıyoruz, gel biraz sürelim diye ama arkadaş da inat mı inat! Zor bela razı ettik ama gel gör ki bisiklet sürmeyi hiç bilmiyor. Pedala basıp ileri doğru gitmeyi, geri geri gelip manevra yapmayı hiç bilmiyor. Ben bineyim siz itekleyin diyor. Başka türlü de o güzelim bisikleti sürmeyi beceremiyor. Sahibinden sonra ilk binecek kişi ben olayım diye de nereye isterse oraya doğru itekliyorum. Belki iki üç saat aralıksız itekledim bisikleti. Hadi sıra bende dedikçe inatlaşıyordu sahibi. Öyle bir an geldi ki, artık dayanacak ne gücüm ne de sabrım kalmadı. Zorla indirdim bisikletinden, bir tokat çektim kulağının dibine ve ağlamaya başladı. Ben de korkudan olay yerinden uzaklaşırken annesi seslendi: Halil, ne oldu, niye kavga ettiniz, neden dövdün oğlumu?

Tabii dövecektim. Daha altı yaşında tüm hayali üç tekerlekli bisiklet sürmek olan çocuk, saatlerce hayalini gerçekleştirmek için kan ter içinde kalmış, daha bisikletin koltuğuna bile oturamamıştı! O günden sonra haftalarca rüyamda üç tekerlekli bisiklet sürdüm. Ne manevralar yaptım, ne dar yollarda geri geri gittim, ne dönülmez sanılan dar koridorlarda geri döndüm. Ama gel gelelim, hiç üç tekerlekli bisikletim olmadı benim. Şimdi alabildiğim en lüks araçları bile o heyecanla süremiyorum. Bambaşkaydı bendeki üç tekerlekli bisiklet hayali…

300 total views, 1 views today

Bir cevap yazın