“Bölüşerek tok oluruz, bölünerek yok oluruz!”

​Hiçbirinizin bulunduğu makam, parti, etiket ve siyasetten gocunduğumuz yok elbette; oralarda başkaları oluncaya kadar siz değerli hemşehrilerimiz olsun isteriz. Elbette ki siyasi partilerin il, ilçe yönetimlerinde ve meclis üyeliklerinde parti gözetmeksizin siz değerli hemşehrilerimiz olsun isteriz. Elbette sivil toplum kuruluşlarının yönetim kurullarında ve bürokraside siz değerli hemşehrilerimizi görmek bizleri hoşnut eder. Sizlerin maddi ve manevi anlamda güçlü olmanız bizleri ziyadesiyle memnun eder.

​Şu an siyasi temsilcilik anlamında ise çok zayıf ve hatta yok gibiyiz. Bu bağlamda, sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri bizler için çok büyük kıymet ifade ediyorlar.

​Olumsuzluklar, naçar kalmışlıklar, kapıları açamamak, velhasıl başarısızlıklar bizim, hepimizin, yaşantımızın bir parçası. Şehrimizde o kadar kalifiye insanımızın olduğu bilinen bir gerçek iken “Yirmi bin nüfuslu bir ilçe değil misiniz?” değerlendirmeleriyle karşılaşıyoruz. Oysa şehrimizde çoğu siyasetçinin doğduğu, büyüdüğü ilçeden katbe­kat büyük Karaisalılı mahallelerimizin olduğu bir gerçektir.

​”Düşmanımın düşmanı dostumdur.” anlayışını doğru bulmadığımızın altını çizmek isteriz. Bizde anlayış, “Kol kırılır, yen içinde kalır.” olmalıdır. Bu toprakların vatan yapılmasındaki ilk ateşin bu kutsal topraklardan başlaması tesadüf değildir. “Gidiniz, Toros Dağları’na bakınız; bir çadır var ve duman tütüyorsa ümidinizi yitirmeyiniz.” sözünün muhatabı olduğumuzu, Aladağ ve Pozantı’nın topraklarımız dahilinde olmasından ötürü muhatabının bizler olduğunu biliyoruz. Kendi kıymeti harbiyemizi herkes biliyor ancak maalesef biz farkında değiliz. Biz çok şeyiz; biz bu şehrin çamuru, harcı, çimentosuyuz arkadaşlar!

​Siyasi fukaralığın neresindeyiz bilemiyoruz ama sahipsiz olduğumuz, savunucusuz olduğumuz, olmamız gereken yerde olmadığımız bir yerdeyiz. Bütün bu yargıları; hemşehrilerimiz adına, ilçemiz ve insanımız adına söylemek istiyoruz. Yoksa “Garip guraba, fakir fukara, mazlum ve mağdur Çecelililer bizi ilgilendirmiyor.” diyorsak diyecek bir şeyimiz yok.

​Şu an, daha önce verilen Kuvayı Milliye hareketini siyasi milliye hareketine dönüştürmek durumunda ve sorumluluğundayız değerli dostlar.

​İstişare ve meşveret; bizim kültürümüzde, inancımızda ve törelerimizde var. Neden akillerden, aksaçlılardan, beyaz yakalılardan, öngörüsü olanlardan, kanaat önderlerinden yararlanmak istemeyiz ki?

​Cumhuriyet’in ilk meclisinde iki değerli büyüğümüz vekil olarak bu topraklardan Ankara’ya gitmişken şimdilerde yok denecek kadar az ve etkisiz konumdayız. Şehrimiz belediyelerinde yıllarca murt rüzgârları eserken neden murt kokusu yok şimdilerde? Merkez ilçe olmamız, şehrin kurtulmasına vesile olmamız hiç mi anlamlı değil? İttifakların iktidar olduğu, ittifakların muhalefet olduğu güzelim ülkemizde; neden şehrimizde partimize ve siyasi görüşümüze bakmaksızın bir “Murtçular İttifakı” olmasın ve bir birlik olarak başarıdan başarıya koşmasın?

​”Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkarız karanlıklardan aydınlığa bu güzel memleketimizde?”

​İnsanımıza çektiğimiz kılıç düşmanımıza davul çaldırıyor ve sevindiriyorsa hareketimizin yanlış olduğu aşikârdır.

​Gücümüzü; siyasi kimliğimizden soyunarak mağdurlara ve hak edenlere karşı kullanıp derleyici, toparlayıcı; ayrıştırmadan, ötekileştirmeden “bir olma, iri olma ve diri olma” adına kullanmanın zamanı ne zaman? Geliniz, o zaman bu zaman olsun!

​Şu gerçeği hiç unutmayalım: Dışarıdan bakanlar bizi kıskanıyor ve birlik beraberlik içerisinde, tüm siyasi hareketlerde olduğumuzu sanıyorlar. Dua edelim ki içinde bulunduğumuz dağınıklık, parçalanmışlık ve bölünmüşlükleri anlamasınlar. Anlamasınlar ki bu arenadan silinip gitmeyelim. Lütfen eteğimizdeki taşları döküp, şahsi hesapları bırakıp bir an önce toparlanalım. Toparlanalım ki bugün bir arkadaşımız, hemşehrimiz bir yerlerde olsun; yarın sıra bize de gelsin. Kendimize gelmenin zamanı ne zaman dostlar? O zaman, bu zaman olsun lütfen!

​Biz hiç kimsenin koltuğunun altında, eteğinin dibinde korunmaya muhtaç değiliz. Bu kadim şehirde hem özelliğimizin hem de ayrıcalığımızın olduğunu düşünüyoruz.

​Haydi sivil toplum kuruluşlarımız! Açın şemsiyelerinizi ve toplayın hemşehrilerimizi bir araya.

​Rastgele. Bereketli ola…

53 total views, 53 views today

Bir cevap yazın