“Murt Helvası Ustası”

Murt şehri diyorlar doğduğumuz şehre; dolayısıyla bize de “murtçu” diyorlar. Elbette ki murtun bir hikayesi olmalıydı veya murtçuların bir hikayesi. Murtçular “sahiplenilmeyenler mi acaba” diye düşündüm; ama tarihler beni asırlar öncesine kadar götürdü, belki de insanlığın varolageldiği yıllara. Araştırdıkça ve soruşturdukça bu kadim topraklarda ne medeniyetler, ne milletler yaşamış. Murt tanrıçalarının olduğu, belirsiz kültüre sahip milletlerden günümüze; ayrıntılı ve açıklayıcı bir tarihi belge maalesef yok gibi.

​Çukurova’nın serin yaz mevsimlerinde çeşitli yerlerde, yazlıklar oluşturulmuş ve tarihler yazılmış ağalar, beyler ve krallar tarafından. Karakılıç, Milvankale güzel; Çukur Çömelek ayrı bir güzel. Kıralan, Kocaveliler, Kapıkaya ayrı bir güzel; Çatalan, Eğlence daha ayrı bir güzel; Hacılı başlı başına bir güzellik vs.

​Ancak, bir şeyler istenildiği gibi gitmiyor gibi geliyor; oysa genel manada bakıldığında hiç de birbirimizden farkımız yok. Sevdamız aynı, yaşantımız aynı, örf, adet ve yorumlarımız aynı. Yine de farklıymış gibi algılıyoruz birbirimizi. Özelde çok seviyor ve saygı duyuyoruz birbirimize. Bir büyüğümüzün dediği gibi: “Biz bize kurban, el bize kurban.” Ne kadar da anlamlı ve içi dolu bir cümle. Neden elin bize kurban olduğu yerde, biz bize kurban olduğumuzu gösteremiyoruz ki?

​Hepimiz aynı şeyi düşünüyor, hepimizin hedefi aynı, sözcüklerimiz de aynı; ancak ihtiras mı, ego mu, nefis mi, nedense attığımız oklar aynı hedefe gitmiyor bir türlü. Kendimize göre ayrıştırıcı ve ötekileştirici değiliz ama birleştirici de değiliz. Bir çelişki veya anlamlandıramadığımız bir yorumlar manzumesi var.

​Oysa murt; bolluk, mücadele, bereket, kanaat, bir olmak, sabır ve kendi kendine yetebilmenin sembolüdür. Bölünüp yok olacağımıza, bölüşerek tok olabileceğimizi bildiğimiz halde nefsimize, paramıza, makamımıza, egomuza yeniliyoruz. O zaman, “Olduğumuz, bulunduğumuz yerlerde bizi neden görmüyorlar, anlamıyorlar, neden kaale almıyorlar?” diye hayıflanmamalıyız.

​Nerede akillerimiz, nerede beyaz yakalılarımız, nerede sivil toplum kuruluşlarımız, nerede kanaat önderlerimiz ve bizi yönetmeye talip olanlar? Bir mahir usta arıyoruz bizi bir şemsiyenin altında toplayıp; yazın güneşten, kışın yağmurdan koruyacak.

​Şekerimiz var, yağımız var, unumuz var; e öyleyse, aklı başında bir murt helvası ustasına ihtiyacımız var vesselam…

53 total views, 53 views today

Bir cevap yazın