“Siyasiler her şeyi en iyi bilir”

Ak saçlı, ağzı dualı, elleri kınalı, alnı secdeli, gün görmüş, devran sürmüş, elleri öpülesi muhterem büyüklerimiz; yaşanmışlıkları, tecrübeleri ve öngörüleriyle insanımızın refah ve mutluluğu için konuşmalı, dinlenmeli ve söyledikleri uygulanmalı.

​Beyaz yakalı, kravatlı, makam ve mevki sahipleri, eğitim görmüş, üniversite bitirmiş, ilim tahsil etmiş, teknolojiyi kanıksamış, dünya gündemini takip eden, iki günü birbirine eşit olmayan günümüzün bilgeleri, geçmişin tecrübelerinden yararlanarak geleceği inşa etmeyi planlayanlar dinlenmeli, söyledikleri uygulanmalı.

​İstikbalimiz, geleceğimizin sigortası, kutup yıldızımız, atalarının izinde ve geleceği hazırlayacak; günümüzün Türk ve İslam kültürü ile büyüyen, yetiştirilen hanımefendi ve beyefendi gençleri, ufukları açık, ötelerin ötesini görüp yorumlarken tarihin derinliklerinde atalarının, vatan, insan ve iman sevdalılarının bıraktıkları izler üzerine; günümüz teknolojisi, ilim irfan ve istişare kültürü ile yoğrulan körpecik beyinleriyle İlay-ı Kelimetullah’ı medeniyet, insanlık ve tarih süzgecinden geçirerek ortaya koydukları uygulamaları incelenip, araştırılıp yorumlar yapılarak bu ülkenin istikbali gençlerimiz göz ardı edilmeden dinlenmeli, fikirleri değerlendirilmeli.

​El emeği, göz nuru ile bir evi idare eden hanımların; çatlamış elleriyle ülke ekonomisine katkı sağlayan esnaf, çiftçi, sanatkâr, velhasıl her alanda üretim yapan, kendi ekonomisini düzenlerken katma değer sağlayan insanımızın ve de “Neden oldu, nasıl oldu, olmayınca olmuyor” dediğimiz işsiz, aşsız, garip guraba, fakir fukara… Hangi hal ve ahvalde olursa olsun; bir kez bir çay ocağında, bir barakada, bir gecekonduda, bağda, bahçede, tarlada, fabrikada, atölyede ayakta kalma mücadelesi veren her kim varsa; kim olursa olsun, nereli olursa olsun, hangi siyasi görüşe sahip, hangi inanca, mezhebe ait olursa olsun tüm insanlarımızın insan olduğu için fikirlerine, düşüncelerine müracaat edilip dinlenmeli.

​Demek ki; yaşanmışlıklar, yaşananlar ve yaşanası güzel günler; istişare kültürü, dinleme kabiliyeti, hazmetme yeteneği ve hiçbir zaman siyasetçiler gibi “Her şeyi ben bilirim,” demeden hayal ettiğimiz, düşlediğimiz bir zaman ve zemin mümkün olabilir diyoruz.

​Lütfen, şu mübarek başınızı kaldırın, etrafa şöyle bir bakın; lütfen, şu at gözlüğünü çıkarın, bir kere uzaklara bakın; lütfen, kulağınızdaki pamuğu çıkarın, egonuzu sıfırlayın, nefsinize gem vurun, bencilliğinizi çıkınlayıp tavana asın da şöyle bir dinleyin: Kim, kim için ne diyor? Fatiha mı okuyor yoksa sizi çok sevdiğini mi söylüyor?

​Siyaset mevtalarına veya siyasetin çöplüğüne bir kez bakıverin…

​Lütfen, ama lütfen; her şeyi sizler çok bilmeyin…

​Siyasetçiler her zaman her şeyi çok iyi bilirler ya; bu sözüm, üstüne alınanlara…

198 total views, 76 views today

Bir cevap yazın