Karaisalı’ya 40 yıldır basın yoluyla hizmet ettiğimi (!) sanıyorum. Bir gazeteci olarak son 40 yılın canlı tanığı olarak Adana’dan ilçeye sürekli gittim-geldim.
Bu gidip-gelmelerim önceleri haftalık olurdu sonra günlük olmaya başladı. Bazen özel aracımla, bazen de toplu taşıma araçlarıyla, bazen de dostlarımın araçlarına davetleri ile olurdu.
Toplu taşıma deyince daha önce Adana Büyükşehir Belediye otobüsleri yoktu, sadece kooperatif minibüsleri vardı. Her gün git-gel yaparak sürücü hemşerilerimle haşır-neşir olduk.
Ben Kanalköprü durağından binerim her zaman. Çünkü evim oradaydı. Bir gün minibüse bindim, şoför tanıdık, espri yapayım dedi.
-Salbaş’tan geçer mi?, diye sordum.
Sürücü tanıdığı için güldü. İçerdeki yolculardan bir kısmı “geçer, geçer” dediler. Geçtim arka sıranın bir önündeki cam kenarındaki koltuk boştu, oraya oturdum. Nasıl olsa en az bir saat yol sürer diyerekten, uyumak istedim. Gidene kadar dinlenmiş olurum diye düşündüm. Biraz sonra uykuya daldım. Arkamda oturan bir vatandaşın dürtmesiyle uyandım. Çakıt Çayı üzerindeki köprüye gelmişiz. Adam, “Hemşerim kalk, Salbaş’a geldik” dedi. Hay Allah, dilimi eşek arısı soksaydı dedim. Geri daldım. Az sonra yan taraftan bir kişi daha uyandırdı beni caminin önünde. Teşekkür ettim adama “Ben vazgeçtim, Kaza’ya gideceğim” dedim, öyle kurtuldum ellerinden.
Bir şaka yaptım, “kaka” oldu. Bu bende basit ve küçük bir Salbaş anısı olarak kaldı.
SALBAŞ’IN EŞEĞİ
Yine böyle gelip gitmelerim arasında bir eşeğe nasıl işkence yapıldığına tanık oldum. Yine minibüsteyim her gün ama her gün şimdi stat olan yerin önünde ana yola yakın bir evin eskiden hevkere derdik, yani bahçesinde bir eşek bağlı dururdu. Öğleyin geçerim eşek yine aynı yerde. Akşam Adana’ya dönerken bakarım eşek yine aynı yerde hep bağlı olarak duruyor. Yaz-kış eşek öylece duruyor. Yağmur altında da, güneş altında da. İçim acırdı. İsim vermeden Karaisalı Gazetesinde “Salbaş’ın Eşeği” başlığı ile haberini yaptım. Amacım o canlıyı kurtarmaktı.
Aradan kaç yıl geçti bilmiyorum. Eşeklerin ortalama yaşam süresi 25-35 yıl arasındadır. Ancak, iyi bakıldıklarında, uygun koşullarda ve sağlıklı bir ortamda yaşadıklarında 40-50 yıla kadar ve hatta nadiren 60 yılın üzerinde yaşayabildikleri bilinmektedir. Sonra o eşeği göremedim, belki satıldı, belki öldü.
Eşek konusu aynen böyle iken kimileri de bu haberin altında başka bir şeyler aramış, siyasi imalarda bulunduğumu falan filan söylemiş. Herkes bir yerler çekmiş tabi. Birileri birilerini suçlamış. Neyse olup-bitti, aradan yıllar geçti ama bu da bende küçük bir anı olarak kaldı.
***
Sitenin sahibi sevgili Güven Özgül benim ve Ziya Polat’ın Salbaş Haber Ajansı’nda köşe yazarlığı yapacağımızı duyururken, ne yazacağım konusunda çerçeveyi şöyle çizmiş:
“Karaisalı Gazetesi’nin sahibi olan ve bölgede uzun yıllar sürdürdüğü habercilik faaliyetiyle tanınan usta gazeteci Vahit Şahin, yeni dönemde köşe yazılarıyla bölgenin sorunlarını ve taleplerini gündeme taşımaya devam edecek. Geçmişte imza attığı merak uyandıran başlıklar ve sürükleyici haber diliyle dikkat çeken Şahin’in, özellikle bölge halkının beklentilerini yansıtan analizleriyle ön plana çıkması bekleniyor.”
Ama ilk yazımızda maalesef bölgenin sorunları ve talepleri, bölge halkının beklentilerini yansıtan analizlerini yapamadım.
Bunları yazabilmek için bölge halkı ile içli-dışla olmak lazım. Hastalıklarla boğuşan biri olarak, Karaisalı’ya gidemediğim için Salbaş’tan da geçemez oldum. Ancak böyle küçük anıları yazmakla işe başladım. Patronum Güven Özgül’ün dediklerini de inşallah yazarım.
Ama Ziya Polat hocam öyle değil. O da benim eskiden yaptığım gibi her gün git-gel yapmaya devam ediyor. Son yazısında Salbaş’ı şöyle tarif etmiş:
“İki arada bir derede kalmış, ne tam köy olabilmiş ne de şehre adapte olabilmiş, bir zamanlar Karaisalı siyasetine yön veren ama bugün siyasette varlığı hissedilmeyen Salbaş…”
Güzel bir tespit olabilir, ama buna Salbaşlılar ne diyor acaba, ben de merak ettim.
Hoşçakalın…
191 total views, 191 views today

Kimdir?
1983’te başladığı gazetecilik kariyerinde Yeni Adana ve Türkiye Gazetesi gibi kurumlarda çalışmış, ilçesine matbaa ve dijital yayıncılığı kazandırmış ödüllü bir araştırmacıdır.