“Bende isterem”

106. yılını idrak ettigimiz Türkiye Büyük Millet Meclisimizin kuruluş yıl dönümünde Adana ve Ankara’da siyasi anlamda temsil edilememenin buruk bir hazzını yaşıyorum.

Elbette Cumhuriyette bizim, mecliste bizim, tüm vekillerimiz bizim. Ancak; ellili yıllarda bağlı olduğun ilin en büyük ilçesi, ilçeler içerisinde arazi olarak birkaç ilçe ile ülkenin en büyük ilçesi olacaksın ve Gazi Meclise Karaisalı adına iki milletvekili göndereceksin de şimdiki halimize üzülmeyeceksin, olacak şey değil.

Elbette Pozantı(1954) ve Aladağ(1988) ilçelerinin ayrılması ile küçüldükçe ve büyüklerimiz bu işi bizden iyi biliyorlardı, ne değişti de Salbaş (2008) beldemizi de bizden kopardılar. Bunu da kabullendik gibi amma; Adana’da Murtçular olarak yok olmayı ben şahsen kabullenemiyorum arkadaş.

Şöyle düşünüyorum da; ellili yıllarda 104 köyü ile ülkemizin en koca ilçelerinden isek; şimdilerde de şehrimizde üç beş en büyük mahalle ile dörtyüzbine yakın hemşehrimizle kuvvacı ruha sahip murtçularız.

Neden; kendimize “küreni olmaz” yakıştırmasını yakıştırıyoruz. Bizim kürenimiz de olur, derneğimiz, vakfımız, flatformumuz da olur; her birşeyimiz olur, hele hele Çeceli’den ayrılmış; Pozantı, Aladağ ve Salbaş heyecanını bir değirmene su olarak akıtabilsek; bizden çok şey olur.

Bu şehrin sokaklarında murt satan dedelerimizin çarıklarının kokusu duruyor hala.

“Ben de isterim” diye bir türkü var ya; işte onun gibi; bizde isteriz belediye başkanlığı, bizde isteriz milletvekilleri, neden olmasın ki…

Bilmem anlatabildim mi…

65 total views, 65 views today

Bir cevap yazın