Yoksulluk

Yürekleri dağlayan, akılları şaşkın bırakan o haberi televizyonda gördüğümde ben de uzunca bir süre şoka girdim. İstanbul’da yaşları 50 ile 60 arasında değişen 4 kardeş yaşadıkları ekonomik sıkıntıların verdiği bunalım ve çaresizlikle aynı anda siyanür içerek intihar ettiler.
Bir durup düşünelim, insanın en değeli varlığı nedir ? Canından daha kıymetli neyi var ? Ne yaşadılar ki 4 ü birden hayatlarına son verdiler?

Elbette soruşturma derinleşiyor, kardeşlerden birinin diğerlerinden sonra öldüğü, bu kardeşin diğerlerinin ölmesinden sonra intihar ettiği gibi ihtimaller de beliriyor. Fakat bunun pek bir önemi de yok? Çünkü bu dört kardeş kiralarını ödeyemeyecek, elektrik faturalarını dahi yatırmayacak seviyeye gelmişlerdi. Tam 21 adet icra takibi (haciz) vardı adlarına kayıtlı. Yaşlarına bakılırsa EYT’li olma ihtimalleri çok yüksek. Öyle ya emekli olmak için çok genç, ölmek için ise çok erken bir yaştaydılar.

Toplum giderek keskinleşen bir uçurumla birbirinden ayrılıyor. Bir taraf bahar-bahçe, şen-şakrak gülüp eğlenirken diğer taraf bu dünyada cehennemi yaşıyor. Bu yüzden de ölmeyi cehennem gibi hayatı yaşamaya öncelemeye başlıyor. Bu olay münferit bir olay olarak kalır mı bilemem. Ancak devamının nasıl önüne geçileceği konusunda bir kaç fikrim var.
Yaşım 36. 22 senedir cuma namazına giderim. Hemen her cuma hutbede yardım talebinde bulunulur. Bir gün de denmez ki “Ey cemaat-ı Müslimin ! Aranızda bir derdi, sıkıntısı olan var mı ? Namazdan sonra gitmeyin bir çözüm düşünelim birlikte”
Denmez. Varsa yoksa elinizi cebinizin derinliklerine daldırın, Allah verenleri sever, falan filan….
Oysa Hz. Peygamber yaşadığı sürece cemaatle kıldığı namazdan sonra hep cemaate bu soruları sorar, dersi sıkıntısı olana yardımcı olmaya çalışırdı. Buna da “salat” denirdi. Yok öyle bir adet artık. En azından ben hiç görmedim.
Kuran’ın infak emrini görmeyip sırf ibadet bölümüne kanalize olan müslünan tipi Allah’ın sevdiği müslüman tipi değildir. Öyleki Maun suresinde Allah namaz kaldıkları halde yetim ve yoksul gözetmeyen kişilere lanet etmektedir. Çünkü Allah katında yoksul gözetmek en makbul davranıştır.
Bu kısım kendine dindar diyen, yalnızca namaz kılıp oruç tutarak cennete gideceğini sanan dinci zavallılar içindi.

Bir de kendisini efendi ve seçkin görüp eğitimsiz, yoksul kimseleri hep hor gören, maddenin esiri olmuş seküler kesim var ki onlar da en az bu dinci kesim kadar kabahatlidir bu olayda. Boğazdaki yalısında kadehindeki viskiyi yudumlayan seküler beyefendiye soruyorum : En son kimin derdini dinledin? Kime bir yardım eli uzattın? Uzun yıllar önce terkettiğin köyüne en son ne zaman gidip insanlarla bir hasbihal ettin? Makarnacı kömürcü diye dalga geçtiğin insanların muhtarlığına çözüm bulmak için ne yaptın? Hiç… hiçbir şey yapmadın. Üstelik bir de tercihlerinden ötürü onları suçladın. Şimdi senin servetin ve sahip oldukların korunmaya muhtaç kalacak. Niye mi herkes muhtaç herkes yoksul olduğunda bu 4 onurlu insan gibi kimseye zarar vermesin diye kapıya “içeride siyanür var dikkat” yazmayacak. Hatta o siyanürü de içmeyecek. Joker filmindeki ezilmiş horlanmış, yoksulluktan imanı gevremiş insanlar gibi nefretini kendilerini ezenlere yöneltecekler.
Yol yakınken Yoksula, muhtaça kulak verin derim. Ha Allah rızası için, ha kendi can güvenliğiniz için..
Benden söylemesi..

484 total views, 1 views today

Bir cevap yazın