Tarsuslara Mersinlere Başını Alıp Gitmek

Salgın hastalık ile ilgili alınan tedbirler uzadıkça uzuyor. Ne zaman sona ereceğine dair hiç kimse de tam olarak düzgün bir tahminde bulunamıyor. Evde oturmaktan, sokağa çıkamamaktan herkes mağdur. Bahar geldi, her taraf yeşerdi. Rengarenk çiçekler açtı. Piknik alanları bomboş. Hele hele kahvaltı mekanları bu güzel mevsimi boş geçiriyor. Çocuklar evde dersleri zorla takip ediyor. İnternetin hızı düşüyor, sosyal medya da sörf yapmaktan çocuklar derslere vakit ayırmıyor. Zarar kokuyor esnafta, tabii bende de! Bu süreçte hem Aile Sağlığı Merkezimizde hasta bekleyeyim hem de evde kalanları az biraz gülümseteyim diye geçtim yine klavyenin başına. Devlet memuru olunca anlatacağımız konular sevgili Davut Develi Bey gibi ülke sorunlarına dönük olamıyor, hele eleştirel yazılar yazmak cesaret istiyor. Sağ olsun Sayın Develi bu konudaki eksikliklerimizi tamamlamaya çalışıyor. Kalemine sağlık.
Zamanında benim çok iyi bildiğim(!) Karaisalı’mızın köylerinden birinde askerlik çağına gelinceye kadar hiç köyünü terk etmemiş, köyünden hiç dışarı çıkmamış bir genç varmış. Askerlik çağı yaklaşınca babası oğlunun köydeki akranlarına:’’ Bizim oğlan yarın öbür gün askere gidecek. Bu yaşa geldi hiç köyden çıkmadı. Alın bir gün de benim oğlanı Adana’ya götürün. Sizlerle birlikte gezsin, tozsun, etrafı tanısın, yardımcı olun’’ demiş. Gencin köylü akranları da hak vermişler köylülerine, nasılsa sık sık gidiyoruz, onu da götürelim demişler.
İlk şehir gezilerine o güne kadar köyden çıkmamış olan köylülerini de alıp Adana’ya gitmişler. Şehirde epey yer dolaşıp gezdikten sonra tren garı civarına gelmişler. Hadi trene binip Tarsus’a da gidelim demişler. Atlayıp tren’e varmışlar Tarsus’a. Biraz da orada gezmişler. Orada gezerlerken dönüp ilk kez köyü dışına çıkan hemşerilerine: ‘’Bak burası Tarsus ama aslında Mersin. Yani biz Mersin’e de geldik’’ demişler. İlk kez köyünden çıkıp Adana hayali ile gezmeye çıkan gencimiz Tarsus sayesinde Mersin’i de görmüş olmuş.
Bu geziden sonra gencimizin dünya görüşü biraz daha genişlemiş. Kendine güveni gelmiş. Kendisinin saflığından faydalanıp sık sık takılan köylülerine ‘’ Öfffff öfff, sıkıldım bu köyden. Kimsesin bilmediği, görmediği Tarsuslara Mersinlere doğru koyup gidesim var’’ demeye başlamış. Daha Mersin’i görmeden Tarsus sayesinde Mersin’i görmüş gibi davranması, bu geziyi bilen köylüler arasında esprili bir deyime dönüşmüş: ‘’Kimsenin bilmediği görmediği Tarsuslara Mersinlere doğru koyup gitmek’’.
Bu deyim aslında herkesin rahatlıkla bildiği ve gidebildiği bir yeri ifade ediyor. Giden kişilerin nereye gittiklerinin bilinmesini istemediği ya da ‘’sana ne ‘’ demek yerine daha kibarca söylenen bir deyime dönüşmüş durumda.
Hani bu günlerde evlere tıkılıp kaldık ya, dışarı çıkacağımız günler gelecek. Yine parklara, piknik alanlarına, kahvaltı mekanlarına gideceğiz. Yaylalarımıza çıkacak buz gibi sularından içeceğiz, kırmızılı sarılı kirazlarımızdan yiyeceğiz. O özlenen yerlere giderken ‘’Nereye gidiyorsunuz?’’ sorusuna ‘’ Kimsenin bilmediği görmediği Tarsuslara Mersinlere doğru koyup gidiyoruz’’ diyeceğimiz günler gelecek elbette…

922 total views, 3 views today

Bir cevap yazın