Sevgili minik Corona !!!

”Biliyorum ki sen Semavi alemlerden gelen bir misafir, bir konuk, memur, elçisin dünyamıza. Bir müddet görevini yapıp geri döneceksin. Bize ayna oluyor, karanlık noktalarımıza ışık tutup yüzleştiriyorsun.
Her ne kadar ansızın gelip düzenimizi bozduysan da her misafir gibi 1 alıp en az 9 bereket birakıyorsun.
Senden korkmuyoruz sen de Allah’ın bir yaratığısın, O’ndan izinsiz hareket etmezsin, edemezsin.

Sayende dünya olarak toplu, ağır bir sınavdan geçiyoruz. Bütün yaşadıklarımız yepyeni başlangıçların öncüsü olabilir, olsun…

Hazır Allah bir dinlenme fırsatı vermişken, Takdiri İlahiye güvenerek, her şerden çok hayırlar çıktığına inanarak yaşam enerjimizi azaltmadan, ümitlerimizi soldurmadan verdiğin ödevleri çözmeye çalışıyoruz.

Aziz Misafir!

Baksana dünyamızda sayende bir iki haftadir siyasi gerginlik, gerilim, anlamsız, boş kavgalar yok!

Siyasetçiler virüs nedeniyle ilk kez kendi canlarının derdine düşünce yelkenlerini suya indirdiler. Kin, nefret kokan cephe savaşlarına paydos dedin. Şeytanlar da geri çekildi. Geçici de olsa huzurlu bir ortam var.

Kibir abidelerine, tüm dünyaya, şımaran azgınlaşan bizlere diz çöktürttün dostum!

‘Mağrurlanma, senden büyük Allah var’ diye haykırdın sağır kulaklarımıza, yüreğimizi hoplattın. Neler demiyorsun ki bizlere?

“Misafirsin, kulsun, haddini aşma, yarım nefeslik canın var, ölümlüsün, sana hayat vereni, şah damarını kudret elinde tutanı, dünyanı, evreni yaratan yegane güç ve kudret sahibini tanı, bil. Onun hidayetine, rahmetine, marifetine ve mağfiretine koş! Yarın çok geç olabilir.”

“Ey ölümlü gafiller! Kendinize gelin, bireysel toplumsal, küresel, idari günahlarınızı görün, itiraf edin, istiğfar edin. Bunu yapmazsanız bugün görmezden geldikleriniz yarın göz açtırmayacak,duymazdan geldikleriniz yarın kulaklarınızı sağır edecek!
Misafirken ev sahibi havalanmalarını bırakın.”

Sevgili Corona,
Allah seninle bizi kampa aldı. Şapkamızı önümüze koyup hayatın amacını sorgulamaya, davet ediyor.
Resmen Ramazan Ayında gibiyiz. Nefis muhasebesine soktun bizi.

“Durun bakalım! O kadar telaşlı yaşıyorsunuz ki biraz ara verin, dinlenin, soluklanın… Savaşlar, kavgalar, kin, nefret ve düşmaliklar, zulümler dursun. Hakça paylaşın size verilenleri.
Çünkü, bu kargaşa, kavga, hırslarınız size hiçbirşey kazandırmadı. Tam tersi insanlığınızı kaybettiniz. Eğer savaşacaksanız, açlıkla, yoksullukla ve nefsinizle, kininizle düşmanlık duygularıyla savaşın!” diye haykırıyorsun.

Sevgili Minicik Corona!

İnancıma göre insanların taşkınlıkları ve azgınlıkları günah havuzunu taşırınca belalar da taşar. Benim bu günah havuzunun taşmasında bir damla bile olsa vebalim, payım varsa diye korkmalıyım değil mi?

Kimseyi suçlamadan herkes kendine düşen hisseyi düşünsün, sözlü ve fiili tevbe, istiğfar etsin. Çünkü
“Kimse kendini temize çıkarmasin ancak Allah temize çıkarır” der Kur’an-ı Kerim…
İğneyi önce kendine batırabilirsen çuvaldızları başkalarına batirmaya sıra gelmez.
‘Senin günahların sana yeter. Başkalarınının günahını sayıp durma, görüp durma’ dersin ey kardeş!

“Yaklaşıyor yaklaşmakta olan… gülüyorsunuz ağlanacak halinize’ buyurur Allah.

“Bedenimizdeki kalbin yeri neyse kainatta Kabe’nin yeri odur. Kalp durursa kişisel kıyamet koptuğu gibi kainatın kalbi Kabe ve içindeki tavaf ve senin kalbindeki tevbe, dualar, gözyaşları durursa kıyametimiz kopacaktir.
Titreyelim, silkenelim ve kendimize gelelim” dersin.

Ey dost! Ne olur, fazla acı verme de selametle uğurlayalım seni geldiğin yere!..”

Her daim sabır dileğiyle, sağlıcakla kalın efendim…

384 total views, 1 views today

Bir cevap yazın