HZ. OSMAN’IN CÖMERTLİĞİ

Hz. Osman’ın en büyük hususiyetlerinden biri de cömertliğiydi. O servetini Allah yolunda harcamaktan çekinmezdi. Zenginliğinin şükrünü eda etmek için muhtaçlara bol bol ikramda bulunur, fakat kendisi gayet mütavazi bir hayat yaşardı.
Medine’de kıtlık olduğu bir sırada Hz. Osman, Şam’dan 100 deve yükü buğday getirtmişti. Sahabe-i Kiram buğday satın almak için yanına koştular. Ancak o;
“Sizden daha iyi alıcım var. Sizden daha fazla  kâr veren var.” dedi. Çok ısrar etmelerine rağmen onlara mallarını vermedi. Sahabe efendilerimiz bunları Hz. Ebu Bekir’e bildirip üzüldüklerini ifade ettiler. Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman’ı herkesten iyi tanıdığı için onlara şöyle dedi. ” O, Resurullah’ın damadı olmakla şeref kazanmıştır. Cennette de onun arkadaşıdır. Siz onun sözünü yanlış anlamışsınızdır. Buyurun, beraber gidelim ve durumu kendisinden öğrenelim.” Hz. Osman’ın yanına vardıklarında Hz. Ebu Bekir; “Ey Osman, sahabeler senin sözlerine üzülmüşler. Ne dersin? Meselenin aslı nedir?” Hz. Osman şöyle cevap verdi;
“Ey Resurullah’ın halifesi, onlardan daha iyi alıcı olan biri, 1’e 700 veriyor. Ben de buğdayı 1’e 700 verene sattım.”
Hz. Osman bu sözleriyle kervandaki malını Allah yolunda sadaka olarak verdiğini ifade ediyordu.
Nitekim az sonra 100 deve yükü buğdayı Medine’de bulunan fakir sahabelere dağıtıverdi.
Hz. Osman, bir defasında Resurullah’ ın evinde yiyecek kalmadığını haber almıştı. Derhal bir koyun, bir miktar un ve yağ alarak Hz. Aişe’nin kaldığı eve götürdü ve şöyle söyledi;
“Ey müminlerin annesi! Resurullah’ın bunları diğer hanımları arasında paylaştıracağını sanıyorum. Asla öyle yapmasın. Çünkü ben onlara da bunların aynısını göndereceğim.”
Peygamberimiz (s.a.v) eve gelip durumu öğrenince;
“Ya Rabbi! Osman’ın geçmiş, gelecek, açık ve gizli bütün günahlarını bağışla!” diye dua etti.
Hz. Ali (r.a) Hz. Fatıma’yla evleneceği zaman, düğün masrafı yapmak için zırhını satılığa çıkarmıştı. Pazarda Hz. Osman’la karşılaştı. Hemen müjdeyi verdi. Sonra da mehir parasını çıkarmak için, zırhını satmak istediğini söyledi. Osman (r.a) 480 dirheme zırhı satın aldı, parasını ödedi. Sonra Hz. Ali’ye döndü ve şöyle dedi;
“Ya Ali, Allah yolunda hizmet etmen için bu zırhı sana düğün hediyesi olarak veriyorum. Bu zırh ancak senin gibi bir İslam kahramanına layıktır.”  dedi.
Bir defasında müslümanlar içecek su bulmakta sıkıntı çekiyorlardı. Rume kuyusunun suyundan başka tatlı su bulamıyorlardı. Bu kuyu ise bir yahudiye aitti. Suyu müslümanlara pahalıya satıyordu. Bu durum Peygamberimizi (s.a.v) çok üzüyordu. Birgün Mescidi Nebevi’de sahabe efendilerimize şöyle seslendi;
“Rume kuyusunu kim satın alırsa, cennette onun benzer bir kuyusu olacaktır.” buyurdu.
Hz. Osman da oradaydı. Hemen harekete geçti. Yahudiyi buldu. Kuyuyu almak istediğini söyledi. Yahudi kuyunun tamamını satmaya yanaşmadı. Uygun bir fiyata yarısını sattı. Hz. Osman sevinçle peygamberimizin huzuruna çıktı. Kuyunun yarısını satın aldığını ve müslümanlara vakfettiğini söyledi. Resurullah (s.a.v);
“Osman’ın hayrı ne güzel hayırdır!” diyerek onu övdü. Hz. Osman bir süre sonra kuyunun diğer yarısını da satın alarak müslümanlara vakfetti.
Allah’ım bütün Ümmedi Muhammed’i Hz. Osman gibi cömert olabilmeyi nasip eylesin.

Bir Ayet:
“Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhamet edici bulur.
(Nisâ suresi 110.ayet)

Bir Hadis:
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.”
(Müslim-Tirmizi)

469 total views, 1 views today

Bir cevap yazın