Ebu Ubeyde Bin Cerrah (R.A)

Sahabeden bazıları Emirül Müminin olan Hz. Ömer (r.a)’a birgün şöyle bir soru sormuşlar. “Ya Emirül Müminin, bu dünya için bir dileğin olsa Allah’tan ne isterdin.”
Hz.Ömer (r.a) şöyle cevab vermiş. “Ben Allah’ tan bir oda dolusu kadar EBU UBEYDE BİN CERRAH (r.a) gibi dostlarım olsun isterdim.”

Ebu Ubeyde Bin Cerrah ( r.a ) demek kolay değil Aşere-i Mübeşşereden bir sahabiden bahsediyoruz. Nübüvvetin ilk günlerinde Allah Resül’ünün ( s.a.s)’in yanına Darul Erkam’a gelip iman etmiş, o günden son güne kadar 58 yaşında Suriye’de vefat edene kadar iman davası adına gayret gösteren birinden bahsediyoruz. Bilmem kaçkez Efendimizin övgüsüne, duasına mazhar olmuş bir yiğit. Önde olanlardan, öncü olanlardan önden yürümelerine, çok yol almalarına rağmen, hiçbir çiçeğe basmamış bir yiğitten bahsediyoruz.

Mekke’de çileler, sıkıntılar çekilmez hale gelince, Nübüvvetin altıncı yılında Ebu Ubeyde (r.a) 101 kişiyle Habeşistan’a, Necaşi’nin ülkesine malı mülkü geride bırakarak, hicret etmek zorunda kaldı.Tam yedi yıl boyunca Habeşistan’dadır. Biz bu insanlarla aynı cennete talibiz, ne yaptık iman adına neden vazgeçebildik kendimizi bir sorgulamamız lazım. Habeşistan bugünkü Etiyopya. İman adına duracak uzaklarda çok uzaklarda anadan, babadan, yardan, çocuktan mahrum bir hayatın sahibi olarak.

Yedi yılın sonunda Mekke’ye dönmüş gelmiş. Bu arada Medine’ye Mus’ab b. Umeyr’in eliyle iman tohumu ekilmiş. Müslümanlar Medine’ye hicret etmeye başlamış, Ebu Ubeyde’de bir hicretten yeni gelmiş olmasına rağmen, Resül aşkına, Allah aşkına, iman aşkına, senin adına benim adıma, tekrar yollara düşecek ve Medine’ye hicret edecek.

Ebu Ubeyde (r.a) iman etmenin bedel istediği yıllarda, bu bedeli ödeyenler arasında idi. Bedir savaşında Ebu Ubeyde (r.a) iman cephesinde, babası küfür cepesinde yerini aldı. Savaş bütün şiddetiyle devam ederken Ebu Ubeyde ( r.a ) babasıyla karşılaştı. Babası oğlunu öldürmek için saldırınca, “Ya Allah” diyerek babasıyla mücadeleye başladı. Bir fırsatını bulup, babasının başını gövdesinden ayırıp, kesik başı Hazreti Peygamber’imizin huzuruna getirdi. Peygamber’imiz bu hali görünce çok sevindi. Böyle bir yiğitlik ayetlerede konu olmuştu. Bazı İslam alimleri bu olayın üzerine Allah’ù Teala Mücadele suresinin 22. ayetini indirdiğini bildirmişlerdir. Mealen ” Allah’û Tealaya ve kıyamet gününe iman edenler, Allah’û Tealanın düşmanlarını sevmezler. O kafirler ve münafıklar, müminlerin anaları, babaları, oğulları, kardeşleri ve başka yakınları olsa da, bunları sevmezler. İşte onların kalbine Allah, imanı yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir.”

Ebu Ubeyde’nin (r.a) meziyetleri saymakla bitmez elbette, ama onun bir meziyetini Allah Resül’ü (s.a.s) bizlere şöyle bildiriyor. Yemen tarafından bir grup Resul’i Ekrem’den” Ya Resululah! bizlere bir öğretmen göndersen de bizlere Kur’an ve sünneti öğretse” şeklinde bir ricada bulunmuşlardı. Bu ricadan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.s), Ebu Ubeyde’nin elini tutarak ” Her ümmetin bir emini vardır, benim ümmetimin emini de Ebu Ubeyde Bin Cerrah’tır” diyerek bu kutlu görevi ümmetin en güvenilir insanına vermiştir. Kolay değildi nice güzide sahabinin içinde, bu övgüye mazhar olmak. Yine bir defasında, Necran hıristiyanları kendileri için bir rehber isteyince Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ” Size Ashabım arasından güçlü, sağlam ve emin birini rehber göndereceğim.” diye buyurmuştu. Bu övgüyü duyan Hz. Ömer (r.a) o kişinin kendisi olmasını ” Allah Resul’ü öyle vasıflar dile getirdi ki, ben anılan o vasıflarda olmayı ne kadar da arzu ederdim.” sözleriyle dile getirmişti. Ancak Resul’ü Ekrem (s.a.s) mescide geldi, Ebu Ubeyde’ye baktı ve ” Gel, Ey Eminül Ümme, Necran’lılarla birlikte git ve aralarındaki her türlü ihtilafı adaletle çöz.” buyurarak bu vasıfların Ebu Ubeyde’ye (r.a) ait olduğunu göstermiş oldu.

Ebu Ubeyde (r.a) denilince Ashabın dilinde hep güzel temenniler, hoş sadalar vardı. Ashab içerisinde Ebu Ubeyde’nin (r.a) hayat hikayesi belki de en fazla Hz. Ömer (r.a) ile kesişmektedir. Hz. Ömer (r.a) her fırsatta “kardeşim nerede, kardeşim gelmedimi? diye niçin beklediğini, onu ziyaret ettiğinde” Dünya hepimizi değiştirdi, ama Ubeyde’yi asla değiştirmedi” sözünü çok daha iyi anlarız. Yine onun için Kureyş’in iki dahisi vardır; bunlar Ebu Bekir ve Ebu Ubeyde Bin Cerrah’tır (r.a) derdi.
Devam edecek…

321 total views, 1 views today

Bir cevap yazın