Corç

Bir önceki yazımdaki hikayenin sonunu sadece üç kişi sordu. Bu durumda ya herkes sonunu biliyordu ya da pek merak eden olmadı. O zaman konuyu uzatmaya gerek yok, yeni hikayemize bakalım.
İlçede yaşı yetenler sanırım ‘’Corç’’ deyince hemen hatırlayacaktır. Zamanında ilçemizde trafik polisi olarak görev yapan adını çoğumuzun bilmediği ama lakabını herkesin hatırlayacağı bir memur arkadaş vardı. Benim görev yaptığım dönemlerde çalışmadığı için yardımseverliği ile ilgili çok da bilgi veremeyeceğim. Ama bana yaptığı kıyağı ve şaşkınlığını anlatmazsam olmaz.
1989 ya da 1990 yılı yazı idi. Rahmetli babam, Kızıldağ’da bizde ev sahibi olalım diye arsa alıp ev yaptırmaya başlamıştı. İnşaat için gerekli kum ve çakılı o dönemde traktörlerle ırmak yataklarından götürüyorduk. 3 adet traktör ayarladık ve Körkün Yatağından, Emelcik-Saklı Köyleri arasından traktörlere çakılı yükledik. Traktörleri önden yolladım. Ben de yaylada yemek için ırak kenarındaki akrabalarımın bostanlarından sebze toplayıp arkalarından yola babamın otomobili ile yola çıktım.
İlçe merkezine geldiğimde, meşhur Kuşçu Petrol’de bizim traktörlerin sıra sıra yol kenarına çekildiğini ve sonradan da eniştemiz olacak şoförlerden birinin trafik polisi ile konuştuğunu gördüm. Aracımı sağa çekerek ben de onlara doğru yürüyerek ilerlemeye başladım. Enişte beni görünce yüksek sesle ‘’İşte, doktor da geldi’’ deyince anladım ki bizim traktörler uygulamaya takılmış. Tabii ehliyet ruhsat hak getire. O zamanlar trafikte çevirmeye takılınca doktor falan deyince bayağı bir ağırlığı oluyordu mesleğin (haklarını yemeyeyim, halen yapılacak bir yardım varsa hep desteklerini görürüm değerli trafikçilerimizin). Anladım ki sorun var ve doktor bey için bu malzeme denmiş ki denetimden kurtulabilmek mümkün olsun. Ben de o yıllarda tıp fakültesi üçüncü sınıftayım, epey de genç görünüyorum. Doktor Bey de geldi denilince Corç bana yöneldi ve:
-Sen doktor musun? Dedi.
O durumda öğrenciyim diyemezdim ve benden önceki konuşmaları da tahmin etmiştim.
– Evet, doktorum dedim.
Görünüşümü pek doktora benzetemeyince biraz deşelemek istedi tabii Corç.
-Nerde doktorsun?
-Balcalı’ da
-Ne doktorusun?
-Çocuk doktoru
-Benim çocuk 3 aydır Balcalı da çocuk servisinde yatıyor, ben seni hiç orda görmedim deyince ziyaretin yasak olduğu çocuk yoğun bakımı aklıma geldi.
-Ben çocuk yoğun bakımda çalışıyorum ve maskeli çalışırız. Maske ile beni tanıman zor.
Bunun üzerine tamam o zaman dedi ve ikna olmuş gibi davrandı. Biraz sohbetten sonra eksikliklerimizi saydı ve bir daha bunlar tamamlanmadan yakalanmayın bana deyip bize ceza yazmadan salıverdi.
Bu olaydan 10 gün kadar sonra aslen Emelcik’ li olup yayla yapan bir hemşerim beni oturduğu çay ocağına çağırdı ve:
-Sen çay ocağının önünden geçerken burada oturup çay içmekte olan bir polis, seni göstererek ‘’bu çocuk beni doktorum diye yutturdum sanıyor ama ben yutmadım’’ dedi.
-Eeee, sen ne dedin ya köylüm?
– O zaten doktor, hatta doçent mi profesör mü ne Balcalı’da dedim. Ben böyle söyleyince, çok şaşırdı, yaaa yaşı çok genç değil mi dedi, ben de onu babası üç yaşında mı dört yaşında mı ilkokula verdi, çok akıllı idi o yüzden genç yaşta doktor oldu,sınflarını da hep birincilikle bitirdi dedim. Adam Allah Allahhh, Allah,Allahhhh dedi durdu. Ben köylümün yalanını deler miyim?
Rahmetli Musa Dayı’nın hakkımdaki bu övgü dolu sözleri çok hoşuma gitmişti. Corç, o gün daha çok inanmıştır sanırım benim doktor olduğuma ve o günden sonra ne zaman karşılaşsak bana ayrı bir sevecenlik gösterirdi.
Sözün özü; yalanınızı delmeyecek bir köylünüz sizi ceza yemekten kurtarır.

1,161 total views, 1 views today

Bir cevap yazın