Çocuğunuz Bağımlı Olmasın?

Yaşadığımız pandemi sürecinde, veliler okullar açılacak mı açılmayacak mı diye papatya falı bakıyorlar adeta. Okullar açılsa da açılmasa da uzaktan eğitim denen sitem bu yıl da devam edecek. Bu durum tartışmaları da beraberinde getiriyor. Evinde birkaç bilgisayar bulunan aileler de var, bırakın bilgisayarı evinde televizyon bile bulunmayan aileler de var. Bakalım eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldıran bu sorunlar ne zaman giderilebilecek?

Günümüzde çocuklar bu fırsat eşitsizliği ile eğitim hayatlarına devam etmeye çalışırken bir yandan da teknolojinin sunduğu imkanlarla gerçek hayattan uzaklaşıp, sanal dünyanın uçsuz bucaksız aleminde kendilerini sosyal çevreden hızla uzaklaştıran oyunlarla değerli zamanlarını heba ediyorlar. Sokak ortasında, mahalle arasında ya da oyun alanında akranları ile oynayıp ekip olmayı, rakip olmayı, kazanmayı, kaybetmeyi, stratejiyi, kandırılmayı, kandırmayı, kazık atıp kazık yemeyi öğrenmeden bakalım nasıl hazırlanacaklar kendilerini bekleyen acımasız ve bir o kadar da zor hayata?

Kimi veliler televizyonu nereden bulabilirim derdinde iken, imkan bulan aileler çocuklarını bilgisayar dünyasının cezbedici aleminde asosyal hale getirmeden eğitmeye çabalıyor. Dengeyi iyi kurmak lazım. Çocuklar eğitim hayatından geri kalmasın derken içine kapanık, çevreye duyarsız en önemlisi ailesine sadece verebildiği internet kotası kadar sevgi besleyen çocukları çoğaltmamak gerek. Bizim çocuk dersin başından hiç kalkmıyor, bu sene derslerine ilgisi çok arttı zannına kapılmadan denetleme görevimizi yapmaya devam etmemiz gerekiyor. İnternet bağımlılığının nereye vardığından habersiz veliler çocuklarını ders çalışıyor sanarak tedavisi zor bir hastalığın pençesine bırakıyor olmasın?

Babasının ölüm haberi verilen oyun bağımlısı olmuş bir çocuğun verdiği cevap hep kulaklarımızda çınlasın;

-Babamın tek canı mı varmış?
Fırsat eşitsizliği demişken aklıma geldi. İlkokul birinci sınıfta okuma yazmayı yeni yeni öğrenmeye başladığım dönemde, annemin de ilkokul mezunu (o dönemde önemli bir ayrıcalıktı, çoğu arkadaşımın annesi okuma yazma bilmiyordu) olma avantajını kullanmak ve arkadaşlarımdan bir adım önde olma isteği ile bin sayısının yazılışını öğrenmiştim. Annem önce bir yaz, arkasına üç adet sıfır koy, al sana bin oldu diye öğretmişti. Sabah ilk dersten önce kara tahtaya 1000 yazdım ve bu kaç diye sınıf arkadaşlarıma sordum. Hiç bin diyen olmadı.10 diyen oldu, yüz diyen oldu. Okul müdürümüzün oğlu yüz dedi. Ben de hayır, bilemediniz bu bin dedim. Okul müdürümüzün oğlu yüz diye diretince sınıfın genel kanaatini sorduk. Tamamı yüz olduğunu ve bu tartışmada müdürün oğlundan yana tavır aldılar. Ben ne kadar direttiysem de bin olduğuna kimseyi inandıramadım. Çünkü karşımda yüz olduğunu söyleyen kişi okul müdürümüzün oğlu idi. Tamam, öğretmen gelince soralım, kim doğru biliyor öğrenelim dedim. Öğretmenimiz geldiğinde çok sinirli idi. Soru sormaya fırsat bile vermedi. Benim bin kara tahtadan hızla silindi. Fırsat eşitsizliği o gün de vardı bugün de…

150 total views, 2 views today

Bir cevap yazın